Alman usulü

Epeydir yazdıklarımı biriktiriyorum ve yayınlamıyorum. Son bir yıldır profesyonel hayatımda akademik yazım aktivitem arttıkça amatör ruhumun üzeri toz tuttu. Bir performans kaygısına kapıldım. Sanki sözcüklerin hakkını veremedim, aksine haklarını yiyorum. Şimdi ve burada bir şeyler değişsin istiyorum. Tozları üflemek, yazmaya hak, hukuk ve haddini bilme tarafından bakmadan sadece kendim için yazmak istiyorum. Başlangıçtaki motivasyonuma dönmek istiyorum. O yoldan yeniden saparsam, ki insanım ve saparım, yoluma yeniden yazarken aldığım keyfi hatırlamış şekilde dönebilmek istiyorum.

Benim hikayem dışarıdan bakınca renkli hikaye. Ben yine bir iş, bir şehir ve bir hayat değiştirdim. Sonra pandemi başladı, benim farkındalık yolculuğum kah hızlı/yavaş, kah yoğun/hafif ama hep kendi doğasında seyir etti. İçimdeki senfoni güçlü… İçimde şarkılar, türküler, ağıtlar vs. derken bir hareket, bir coşku var ve gidiyor.

Şimdi geri dönüp baktığımda bu coşkuyu besleyen zamanlarımı, Almanya’da geçirdiğimi görüyorum. Bu ülkenin kültürü, bir göç ülkesi olması sebebiyle ev sahipliği yaptığı alt kültürler, burada hayatıma giren insanlar, yaşadığım bireysel ve topluluk deneyimleri ve o deneyimlere yansıyan sosyokültürel etkiler benim ateşini yaktığım dönüşüme anlamlı bir yerden dokundu. Almanya anılarımı, yaşadığım diğer ulusal ve uluslararası hayat deneyimlerinden daha farklı bir yere koyuyorum. Burada yaşadığım hayata fark ı ndalıklı bir kabuk değiştirme olarak bakıyorum ve bir ıstakoz gibi hissediyorum… Önce kabuğu fark ediyorsun, seni belli deneyimlerde belki uzun zaman boyunca koruyan sert kabuğu. Sen büyüyorsun, kabuk büyümüyor. Bir parçanda olsa, gelişimle orantılı değil. Kabuk içinde var olduğumuz çevre. Bir süre sonra kabuk dar gelmeye başlıyor. İçim yumuşak, dışım sert. Çok acıyor, o sıkışma hali çok acıtıyor. Güvenli yere çekilip, kabuğu acıya acıya üzerinden atıyorsun. Sonra yeni daha geniş bir kabuk ve yine bir rahatlama, gevşeme içinde büyümeye devam etmek ve büyümenin getirdiği stresle kabuk değiştirme döngüsüne adım adım yaklaşmak.

Almanya’da geçen üçüncü yılımda çok uzun zaman önce yazmaya karar verdiğim Alman usulü yazılarıma başlıyorum. O değişen kabuklara katkı sağlayan deneyimleri, Alman kültürüne dair vermek istediğim bilgilerin içine gömmek ve paylaşmak istiyorum. Burada yaşadığım hayat deneyimime derin veya yüzeysel, direk veya dolaylı katkı sağlayan, hayatımın bir parçası olan herkese ve her şeye– iklime, müziğe, dile, binalara, yemeklere ve gözlemlediğim her şeye büyük şükran duyuyorum.

Şimdi derin bir nefes alıyorum ve başlıyorum.

One Reply to “Alman usulü”

  1. Adnan Bekcekaral says: Reply

    Ercan’ın hatırlatmasıyla son yazılarını okuma fırsatım oldu. Çok güzel anlatmışsın Almanya’da Noel’i. Yıllardır rutin olarak yaşadığımız Noel kutlamalarında bu denli küçük ayrıntılara hiç dikkat etmemişim. Sayende bilinç artışı yaşadım. Selamlar ?

Leave a Reply